Doğu Karadeniz’in o büyüleyici ve vahşi doğasında gerçekleştirdiğimiz film çekimleri, ekibimizi hikâyenin en derinine, toprağın ruhuna kadar götürmüştü. Ancak içimizdeki keşif ruhu dur durak bilmedi; direksiyonu sınırın ötesine, tarihin ve denizin kucaklaştığı Batum’a kırdık. Dogainsani.com olarak bu kez ana vatanın hemen yanı başında, tanıdık ama bir o kadar da yeni bir "lezzet frekansının" izini sürüyoruz.
Batum maceramızın başında, helal gıda hassasiyetimiz ve arayışımız bizi başlangıçta daha bildik limanlara; Türk restoranlarına ve turistik bölgelere yönlendirmişti. Fakat bizi biz yapan o "hakikat arayışı", kalabalık caddelerin gürültüsünden sıyrılıp Batum’un ruhunu taşıyan o dar ve gizemli sokaklara itti bizi.
Yürüyüşe çıktığımız bir akşamüstü, duvarları yöresel biblolarla bezeli, her köşesinden yaşanmışlık fışkıran küçücük bir dükkân bizi durdurdu: Cafe Nectar. Burası sadece bir yemek alanı değil; Gürcü kültürünün o sıcak, misafirperver ve zarif dokusunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir sığınak.
Dükkânın o samimi havasında karşımıza çıkan başrol oyuncusu, şüphesiz Hinkali (veya Khinkali) idi. Görünüşte bizim mantımıza benzese de aslında bambaşka bir felsefeye ve tekniğe sahip olan bu yemek, Gürcistan’ın sert dağlık bölgelerinden doğup tüm coğrafyaya yayılmış milli bir hazinedir.

Hinkali yemek, Gürcistan’da sadece karın doyurmak değil, asırlık bir ritüeldir. Eğer bir Gürcü sofrasındaysanız, bu kadim lezzetin adabını bilmelisiniz:
Hinkali; Orta Asya’daki "Mantu" ve bizim "Kayseri Mantımız" ile şüphesiz akrabadır. Ancak bu benzerlik sadece "hamur içi et" formülünde kalır:

Batum’un o süslü duvarlı dükkânında, Cafe Nectar’da yediğimiz her lokma, bize sınırların sadece haritalarda olduğunu bir kez daha hatırlattı. Doğu Karadeniz’in yeşilliğinden süzülüp gelen bizler için Hinkali, hem çok tanıdık bir dost hem de heyecan verici bir keşifti.
Keşif tutkumuz bizi Türk restoranlarının konfor alanından çıkarıp Batum’un hakiki lezzetlerine ulaştırdığında, sadece midemiz değil, ruhumuz da zenginleşti. Yolculuk devam ediyor ama Batum’un o küçük dükkânındaki Hinkali buharı, hafızamızdaki "en özel deneyimler" dosyasında yerini çoktan aldı.
Doğa İnsanı Keşif Notu: Doğallık; bazen bir biblonun tozunda, bazen de emekle bükülmüş sıcak bir hamurun içindeki o ilk yudum et suyundadır. Geçmişi sahiplenen ve geleceğe köprü kuran bu hakiki lezzetleri keşfetmeye devam edeceğiz.
Batum’un dar sokaklarında karşımıza çıkan küçük bir kapı, bizi Gürcü mutfağının en yalın ve en güçlü tatlarından biriyle buluşturdu. Gürcistan deneyimlediğimiz hinkali, sadece bir yemek değil; kültürün, sadeliğin ve ustalığın bir ifadesiydi. Batum’da ne yenir sorusunun cevabını, yerinde bir keşifle bulacaksın.

