Bizim çıkış noktamız tam olarak buydu.
Bir ürünün sadece “doğal” yazmasıyla doğal olmayabileceğini fark ettiğimizde başladı her şey. İçindekiler listesi temiz olabilir, ama nasıl üretildiğini bilmiyorsak, o ürünle kurduğumuz bağ eksik kalıyor. O yüzden biz ürünlere biraz daha geriden bakmaya başladık. Tarladan, üreticiden, üretim biçiminden…
Kim üretiyor?
Nasıl üretiyor?
Ne kadar müdahale ediyor?
Acele mi ediyor, yoksa zaman tanıyor mu?
Bu sorular bizi yavaş yavaş farklı insanlara götürdü. Küçük üreticilere, kendi ölçeğinde üretmeye devam edenlere, toprağı zorlamadan çalışanlara… Permakültür yaklaşımını benimseyenlere, doğanın ritmini dikkate alanlara…
Ve açıkçası şunu gördük: doğal ürün hâlâ var, ama genelde sessiz. Gösterişli değil, iddialı değil, ama gerçek.
Doğa İnsanı biraz bu gerçek olanın peşinden gitme hali. Burada gördüğün ürünlerin çoğu bir raf ürünü gibi düşünülerek seçilmedi. Daha çok bir karşılaşma gibi. Bir üreticiyle tanışma, bir yöntemle karşılaşma, bir ürünün arkasındaki emeği fark etme… Sonra da bunu paylaşma isteği. O yüzden burası klasik bir organik market gibi çalışmaz. Her şeyi sunmaz. Hatta bilerek sunmaz. Çünkü bizim için mesele çok seçenek sunmak değil, doğru olanı bulup önermek. Bir anlamda bu bir seçki.
Ama sadece ürünlerden oluşan bir seçki değil.
Burada içerikler de en az ürünler kadar önemli. Çünkü bir şeyi neden tercih ettiğini bilmeden yapılan seçim, çok da uzun sürmüyor. O yüzden biz sadece doğal ürünler sunmuyoruz; aynı zamanda bu ürünlerin nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, neyi temsil ettiğini de anlatmaya çalışıyoruz. Belki bu yüzden Doğa İnsanı biraz da içerik üreticisi gibi görünüyor. Ama aslında yaptığımız şey bilgi üretmekten çok, fark ettiklerimizi paylaşmak.
Çünkü bu yolculuk bizim için de yeni başladı sayılır.
Hâlâ öğreniyoruz.
Hâlâ sorguluyoruz.
Hâlâ bazı şeyleri yeniden keşfediyoruz.
Ama gördükçe ve anladıkça şunu daha net fark ediyoruz: mesele sadece daha sağlıklı tüketmek değil. Mesele, neyi desteklediğini bilmek.
Bir ürünü tercih ettiğinde aslında bir üretim biçimini destekliyorsun.
Bir yaklaşımı, bir niyeti, bir yaşam biçimini…
Ve bu küçük gibi görünen seçimler bir araya geldiğinde, sandığımızdan çok daha büyük bir etki yaratıyor.
Belki bu yüzden Doğa İnsanı’nı tek bir şey olarak tanımlamak zor. Biraz doğal ürün platformu, biraz organik yaşam arayışı, biraz da bu sürecin içinden geçen bir paylaşım alanı. Ama en çok da, aynı şeyi hisseden insanların yolu kesişsin diye var.
Eğer sen de son zamanlarda ne tükettiğini daha çok sorgulamaya başladıysan, doğal ürün ararken sadece etikete bakmanın yetmediğini fark ettiysen ya da doğayla kurduğun bağın biraz zayıfladığını hissediyorsan… muhtemelen zaten buraya bu yüzden geldin.
Derinden hissettiğin doğanın o çağrısına şehirlerden uzanmak belki artık zorlaştı. Ancak özünden gelen ve binlerce yıllık genetik hafızandan gelen bu benlikle kuracağın bağı korumak için mücadele vermek üzere yolculuğumuz başladı.
Bu yolculuk senin de bizlere katılmanla güçlenecek ve hepimizin doğaya erişimini sürdürülebilir kılacak olan yeğane şeydir.
O halde hadi gerçeğin büyük çölünde, aydınlanmanın büyük yol göstericiliği ile
yeşil vadilere ulaşalım.